HABERİ PAYLAŞIN

 

TOBB ETÜ’de ‘3. Yıldönümünde 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi Paneli’ Düzenlendi

TOBB ETÜ’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla ‘3. Yıldönümünde 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi Paneli’ düzenlendi. TOBB ETÜ Rektör Yardımcısı ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Sarınay’ın moderatörlüğünde 18 Temmuz 2019 tarihinde gerçekleştirilen panele;  Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gonca Bayraktar Durgun ile Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TEPAV Bölge Çalışmaları Program Danışmanı Prof. Dr. Hilmi Demir katılarak görüşlerini dile getirdi.

 

 

Prof. Dr. Sarınay, 15 Temmuz hadisesinin bir darbe ve işgal girişimi olduğunu kaydederek “Türkiye Cumhuriyeti, pek çok gücün hakim olmak istediği bir coğrafyadadır. Türk Milleti bu coğrafyada, Haçlı Seferlerinden 15 Temmuz’a kadar pek çok kez sınanmış ve bunların hepsinden başarı ile çıkmıştır. Bu sürekliliği sağlamak belli bir maddi ve manevi birikimi gerektirir. 15 Temmuz’da da bu birikim sayesinde halkımız, milli bir ruhla, istiklal ve istikbalini korumak konusunda bir kez daha başarılı olmuştur” diye konuştu. Prof. Dr. Sarınay, TOBB ETÜ’nün kurulduğu konum itibarıyla olayların ortasında bulunduğunu ifade etti ve 15 Temmuz’da verilen 251 şehitten birinin de TOBB ETÜ Öğrencisi Ömer Can Açıkgöz olduğunu, ayrıca bazı öğrencilerin de bu darbe ve işgal girişimine direnip yaralanarak gazilik unvanı kazandığını anımsattı.

 

 

Akademik camia 15 Temmuz konusunda daha fazla araştırma yapmalı

Prof. Dr. Durgun ise 15 Temmuz’u bir darbe girişiminden çok işgal ve terör yaratma girişimi olarak tanımlayarak, akademik camianın bu hadise üzerinde daha fazla çalışma ve araştırma yapması gerektiğini söyledi. 15 Temmuz’un planlanması, uygulanması ve finanse edilmesi gibi pek çok boyuttan Türkiye’de daha önce karşılaşılan darbelerden farklı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Durgun; eğitim, askeriye, emniyet ve yargıya uzun yıllardır sızan bir örgütün söz konusu olduğunu bildirdi. Bu hadiseyi planlayanlar, uygulayanlar ve finanse edenler üzerinde dikkatle durulması ve daha ayrıntılı araştırmalar yapılmasının gereğine dikkat çeken Prof. Dr. Durgun “Bu konuları tam anlayabilmek için hadisenin yaşandığı dönem kadar, örgütün tarihsel bağları üzerinde daha geniş çalışmalar yapılmalı. Ben 15 Temmuz’un aslında uluslararası terörün Türkiye’yi bir işgal girişimi olduğu kanaatindeyim. Eğer başarılı olsalardı nelerin yaşanabileceği üzerinde düşünürsek, bu sonuca kolaylıkla ulaşabiliyoruz” dedi. Prof. Dr. Durgun 15 Temmuz’un medyanın, bazı ordu ve emniyet mensuplarının, o dönem Meclis’te bulunan tüm siyasi partilerin birlikteliği ile sivillerin sokaktaki direnişi sayesinde önlenebildiğini belirterek, ancak tehlikenin henüz tam olarak geçmediğinin herkes tarafından bilinmesi gerektiğini kaydetti.

 

FETÖ, tarihsel benzerlerinden küresel bir örgütlenme olması ile farklılaşıyor

Prof. Dr. Demir de dini içerikli bir yapılanmanın nasıl olup da 15 Temmuz gibi bir kanlı girişimin içinde bulunduğunun çoğu kişi tarafından merak edildiğini ifade ederek, “Dinsel yapılar söz konusu olduğunda Türkiye ve Orta Doğu coğrafyasında iki görüş hakim: İlki, alnı secdeye gelenlerin kimseye zarar vermeyeceğini, ikincisi de dindar kesimin kesinlikle gerici olduğunu düşünüyor. Ancak bu iki ana düşünce arasında bir boşluk oluşuyor. Teopolitik çalışmalar, bu boşluğu kullananların zamanla şiddete evrilebildiğini bize gösteriyor” diye konuştu. Dini yapılanmaların zaman zaman dünyanın değişik ülkelerinde adlarının şiddete uzanan olaylara karıştığını ancak Türkiye’de bu çapta büyük bir olayın ilk kez yaşandığını bildiren Prof. Dr. Demir, “Bu tip yapılanmalar kendilerine yönelik baskı arttığında öç almak için topluma saldırabiliyor. Türkiye’de 3-4 yıldır yaşanan olayların sonucunda, 13 Temmuz’da bu örgütle ilgili ilk kez çok geniş bir iddianame hazırlanıp bitirilmiştir. Bu iddianame sonucunda yargıda ve orduda geniş tasfiyeler bekleniyordu. Örgüt, bir öç alma davranışı içine girerek, aslında planladığından yıllar önce bu darbe girişimini gerçekleştirdi” dedi.

Bir kült örgütlenme olan FETÖ’nün; merkezinde karizmatik ve kült bir liderin bulunması, kapalı bir doktrinasyon, dış dünyanın şeytanlaştırılması, militarist öykünme, dünyanın sonunun geleceğine ve kurtarıcının kendileri olacağına yönelik düşünce ile adanmışlık açısından dünyadaki diğer benzerleriyle aynı özellikleri taşıdığını anlatan Prof. Dr. Demir, “Ancak bu yapıyı tarihte sıkça gördüğümüz örneklerinden ayıran şey, küresel bir boyutunun bulunmasıdır. 1991’den sonraki dünya konjonktüründe bu örgüte çeşitli dış güçler tarafından ‘Radikal İslam’la mücadele adı altında  ‘Ilımlı İslam’ı yayma görevi verildi. Bu görevi bu örgüte verenler, hala ona sahip çıkmaya devam ediyorlar. Bu da örgütün çözülmesini zorlaştırıyor. Batı dünyası, bu örgütten kendisinin de zarar göreceğini bilmeli ve Türkiye’ye yardım etmeli” şeklinde konuştu.

‘15 Temmuz Şehitleri’ anısına fidan dikildi

Panelin ardından ‘Fotoğraflarla 15 Temmuz Sergisi’ gezildi. Bir grup TOBB ETÜ öğrencisi de tüm 15 Temmuz şehitleri ve şehit TOBB ETÜ Öğrencisi Ömer Can Açıkgöz anısına fidan dikimi gerçekleştirdiler.

 

 

Radyo ETÜ
ŞİMDİ ÇALIYOR