Araştırma Konuları

Ekonometri ve Zaman Serisi Analizi

Ekonometri ve Zaman Serisi Analizi

Ekonometri, matematik ve istatistik bilimlerini kullanarak, çeşitli öznelere ait (ekonomi, kişi, vb.) gözlemler arasındaki ilişkiyi bir nedensellik çerçevesinde inceleyen bilim dalıdır. Zaman serisi analizi, Ekonometri’nin bir alt dalı olup, belirli aralıklarla (aylık, yıllık, vb.) ölçümü yapılan iktisadi değişkenlerin (üretim, enflasyon, gelir eşitsizliği, vb.) zaman üzerindeki davranışlarının modellenmesinde ve gelecek tahminlerinin yapılmasında kullanılan metotların genel adıdır.  

 

İlgili Yayınlar:

Bootstrap Inference of Level Relationships in the Presence of Serially Correlated Errors: A Large Scale Simulation Study and an Application in Energy Demand

Büyük ölçekli bir simülasyon çalışması kullanılarak çeşitli metotların durağan olan ve olmayan, ayrıca yüksek ve düşük oto-korelasyon gösteren değişkenlerin olduğu bir ortamda daha doğru parametre tahmini ve daha dar bir güven aralığı tahmini verebileceği tartışılmıştır. Ayrıca elde edilen sonuçlar kullanılarak Türkiye’deki ham petrol fiyat va gelir esnekliklerinin gelişimi incelenmiştir.

Amerikan Merkez Bankasının Enflasyon Tahmin Gücü Zamanla Değişti mi?

Amerikan Merkez Bankası (FED) tarafından Greenbook olarak adlandırılan enflasyon tahminleri düzenli olarak yayımlamaktadır. Bu tahminlerin serbest piyasadaki uzmanların tahminlerine göre gerçek enflasyonu açıklamakta daha başarılı olup olmadıkları, dolayısıyla FED’in ekonomi hakkında piyasa ile paylaşılandan daha fazla bilgiye sahip olup olmadığı araştırılmıştır. Greenbook tahminlerinin açıklayıcı gücünün zaman üzerinde belirli noktalarda, veya zaman üzerinde sürekli olan değişip değişmedikleri test edilmiştir.

Daha Düşük Makroekonomik Dalgalanmalar ve Daha Yüksek Gelir Eşitsizliği: İlişkililer mi?

Gelir eşitsizliği toplumdaki gelir dağılımının bir ölçüsüdür. GSYİH ise birey gelirlerinin toplamına denk gelmektedir. Dolayısıyla birey gelirlerinin dinamikleri gerek gelir eşitsizliğini, gerekse GSYİH dalgalanmalarını etkileyebilecektir. Çalışmada bireylerin gelirlerini temsil eden bir gelir modeli toplulaştırılarak gelir eşitsizliği ve GSYİH dalgalanmalarının dinamikleri ve bu iki değişken arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular Amerikan makro ve mikro gelir verisi kullanılarak desteklenmiştir.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Ozan Ekşi
  • Doç. Dr. Talha Yalta
  • Dr. Öğr. Üyesi Güneş A. Aşık
İlgili Dersler
  • İKT 351
  • İKT 428
  • İKT 441
  • İKT 451
  • İKT 452
  • İKT 552
  • İKT 553
  • İKT 554
  • İKT 555
  • İKT 581

Mikroekonomi

Mikroekonomi

Mikroekonomi, birey ve firmalar gibi küçük ölçekteki ajanların karar alma davranışlarını ve bu davranışların ülkedeki kaynakların dağılımına etkisini inceleyen disiplindir. Mikroekonomi alanı aşağıda çeşitli alt başlıklar altında özetlenmiştir. Oyun Teorisi, Davranışsal ve Deneysel İktisat, Endüstriyel Organizasyon doğrudan mikroekonominin alt dalları olurken, sıralanan diğer alt başlıklar da bireylerin karar alma mekanizmalarını inceledikleri sürece Mikroekonominin disiplininin içindedirler.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Bahar Çelikkol Erbaş
  • Dr. Öğr. Üyesi Ayça Özdoğan Atabay
  • Dr. Öğr. Üyesi Eray Cumbul
  • Dr. Öğr. Üyesi Ethem Akyol
  • Prof. Dr. Nur Asena Caner
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
İlgili Dersler
  • İKT 213
  • İKT 214
  • İKT 415
  • İKT 425
  • İKT 426
  • İKT 495
  • İKT 511
  • İKT 512
  • İKT 581
  • İKT 601

Oyun Teorisi ve Uygulamaları

Oyun Teorisi ve Uygulamaları

Ekonomistlerin “Oyun Teorisi”, psikologların ise “Sosyal Durum Teorisi” olarak adlandırdıkları teori, en az iki kişi arasında gerçekleşen sonucu öngörülebilir etkileşimlere dayanır. Oyun teorisi bireylerden birinin seçtiği bir eylemin sonucunun diğer bireylerin seçtikleri eylemlere bağlı olduğu durumlarda birey ya da grupların rasyonel stratejileri ve bu stratejilerin yol açtığı sonuçlar ile ilgilenir. Bilgi Ekonomisi oyun teorisinin bir alt dalıdır. Örnek vermek gerekirse, bilgi ekonomisinde, firmaların talep veya maliyet belirsizlikleri altında özel bilgi toplamaya veya topladıkları bilgiyi paylaşmaya ne kadar istekli oldukları, özel bilgi toplamanın tüketiciler ve toplum refahı üzerine etkileri, veya merkez bankaları ve devlet kurumları tarafından piyasayla paylaşılan kamusal bilginin topluma ne kadar faydalı olabileceğini oyun teoreik modellemelerle açıklanmaya çalışılır. İhale Teorisi oyun teorisinin bir altdalı olarak birçok farklı kural ve yöntemle düzenlenebilecek farklı türdeki ihaleleri potansiyel alıcıların davranışları, satıcının elde edeceği gelir ve sosyal refah açısından incelemektedir.

 

İlgili Yayınlar:

Stackelberg Piyasalarında Bilgi Edinilmesi, Toplanması ve Paylaşılması

Bu makalede talep (veya maliyet) belirsizliğinin olduğu iki tane Stackelberg modeli üzerinde durdum: 1) n tane firma art arda üretimlerini seçiyor 2) İlk olarak bir imalatçı firma toptancı fiyatını şeçiyor, sonrasında n tane perakendeci firma aynı ayda üretimlerini seçiyor. İlk modelde, büyük Stackelberg piyasalarının talep bilgisini verimli şekilde topladıklarını gösterdim. Dahası bütün firmalar daha bilgili iken veya bilgilerini kendilerini takip eden firmalarla paylaştıklarında, ortalama toplum refahının arttığını gösterdim. Firma sayısı iki olduğunda veya sinyallerin doğruluğunun talebin doğruluğuna oranı yeterince küçükken firmaların takipçileriyle bilgi paylaştıklarında karlarının arttığını, aksi takdirde bilgi paylaşmamanın optimal olduğunu gösterdim. Son olarak, daha doğru bir kamu sinyal bilgisi daha büyük bir üretimde azalmaya yol açacağı için, merkez bankaları şeffaflık ile fazla konuşma arasındaki dengeyi iyi kurmalıdır.

 

Katılım Maliyetlerinin Özel Bilgi Olması Durumunda Yeniden Satışın İkincil-Fiyat İhalelerine Etkileri

Katılımın maliyetli olduğu ikincil-fiyat ihalelerinde ihale sonrası yeniden satış imkanın etkilerini araştırıyoruz. İki adet potansiyel alıcının bulunduğu ve alıcılardan birinin diğerine göre ihale edilen nesneye daha yüksek değer biçtiği ve bu değerlerin herkes tarafından bilindiği bir model kuruyoruz. Katılım maliyeti bulunmadığında tam verimli olan ikincil-fiyat ihalelerin aksine katılım maliyetlerinin varlığının verimsiz sonuçlar ortaya çıkarabileceğini ve bununla beraber yeniden satış imkanın tam verimliliği sağlayamazsa da sosyal refahı artırdığını gösteriyoruz.

 

İki Taraflı Eksik Bilgi İçeren Tekrar Eden Oyunlarda İtibar İncelemesi

Bu çalışma, her ikisi de kendi tipi hakkında özel bilgisi olan ancak ve diğer oyuncunun tipi ile ilgili belirsizlikleri bulunan uzun ömürlü iki oyuncunun olduğu ve hareketlerin gözlemlenemediği tekrar eden özel bir sınıf oyunda itibarının sürdürülebilir olup olmadığını incelemektedir. Bu sınıf, yani tek taraflı ahlaki tehlikeye sahip itibar oyunları, gizli bilgileri veya gizli eylemi içerebilecek birçok ekonomik etkileşimi açıklayabilir. Cripps, Mailath ve Samuelson (2004) tekniklerinin genişletilmesi ile hiçbir oyuncunun bu oyunlarda inandırıcı olmayan bir davranış için kalıcı bir ün sürdüremeyeceği; itibarlarının, bütün Nash dengelerinde kaybolacağı gösterilmiştir.

Araştırmacılar
  • Dr. Öğr. Üyesi Ayça Özdoğan Atabay
  • Dr. Öğr. Üyesi Ethem Akyol
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
İlgili Dersler
  • İKT 214
  • İKT 415
  • İKT 425
  • İKT 426
  • İKT 512

Davranışsal ve Deneysel İktisat

Davranışsal ve Deneysel İktisat

İktisatın bu alt dallarında insanların anlama, öğrenme ve karar verme süreçlerini anlamak için teoriler ileri sürülmekte ve laboratuar ortamında bir denek grubu üzerinde bu teoriler sınanmaktadır. Böylece İktisat kuramlarında kullanılan ve iktisadi ajanların ‘gerçek olduğu kabul edilen’ davranışlarına ilişkin varsayımlar geliştirilebilmektedir. Deneysel iktisadın inceleme alanları piyasalar, oyunlar, karar alma, pazarlık, müzayedeler, sosyal tercihler, öğrenme, eşleşme ve saha deneyleridir.  

 

İlgili Yayınlar:

Müdahale İçeren Gönderici-Alıcı Oyunlarında Doğru Söyleme ve Güven Üzerine Deneysel Bir Çalışma

Son deneysel çalışmalar gönderen-alıcı oyunlarında göndericilerin teorinin öngördüğünden daha fazla doğru söylediğine, alıcının ise daha fazla güven duyduğuna ilişkin bulgular ortaya koymaktadır. Bu deneysel çalışma bu olgunun, oyuna devamlı doğru söyleyen bir aktörün (denetleyici/davranışsal tip) eklenmesi altında dahi değişmediğini göstermektedir. Ek olarak, bu müdahalenin alıcıların güven ve yararını, doğru mesajların müdahaleli ya da müdahalesiz genel yüzdesi değişmediği halde, önemli ölçüde arttırdığı görülmektedir. Bu nedenle, politika yapıcılar tarafından bilgi eksikliği bulunan tarafı korumak adına bu tarz müdahaleler bir araç olarak kullanılabilir çıkarımı yapılabilir.

 

Karşılıksız Çeklerde Ekonomik Ceza veya Hapis Cezası: Türkiye Örneğinde Doğal Deney Çalışması

Türkiye’de Şubat 2012 tarihinde yürürlüğe giren kanun değişikliği karşılıksız çek yazımına uygulanan hapis cezasını yürürlükten kaldırmış ve bu cezanın yerine ‘ekonomik suça ekonomik yaptırım’ prensibi çerçevesinde idari cezaları geçerli kılmıştır. Çalışmada 2007-2009 küresel finansal krizi esnasında görülen benzer değişikliklerin aksine, karşılıksız çeklerin oranında tüm çekler içinde karşılıksız çıkanların yüzdesi) 2011 sonlarından başlayarak meydana gelen artışın temel ekonomik ve finansal değişkenlerle değil, ancak yasal değişikliği temsil eden değişkenlerle açıklanabildiği bulunmuştur. Diğer yandan ekonominin yeni çek yasasına zamanla uyum sağladığı, 2011 sonlarında başlayan karşılıksız çek oranındaki artışın bir yıl içerisinde eski seviyesine döndüğü, dolayısıyla bu örnek dâhilinde iyi bir izleme süreci ve verilecek idari cezaların da ekonomik suçları önlemede yeterli olabileceği değerlendirilmiştir.

Araştırmacılar
  • Dr. Öğr. Üyesi Ayça Özdoğan Atabay
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
İlgili Dersler
  • İKT 416
  • İKT 516

Endüstriyel Organizasyon

Endüstriyel Organizasyon

Endüstriyel organizasyon firmaların firma yapıları, stratejik firma kararları, piyasalarda görülen eksik rekabet biçimleri, regülasyon ve antritrust politikaları gibi konularla ilgilenir. Endüstiyel organizasyon fiyat ekonomi teorisini piyasalar üzerine uygular.  Endüstriyel organizasyon alanında çalışan ekonomistler, endüstrilerin hangi methodlarla çalıştığını, endüstrilerin toplum rehahına katılarını nasıl artırabileceklerini ve bu endüstrilerin devlet politikalarıyla nasıl iyileşebileceğini göstermeye çalışırlar.

İlgili Yayınlar:

Fiyat Rekabeti Olan Oyunlarda Çok Firmayla Fiyat Kısıtlaması

Bu çalışmada firmaların üretim yapmama (aktif olmama) seçenekleri varken ürün farklılaşması ve fiyat rekabeti yapan oligopol piyasalarda oluşabilecek saf domine edilmemiş Nash dengesi karakterizasyonu yapılmıştır.

 

Talep Belirsizliği Altındaki Bir Farklılaşmış Mallar Düopolünde Cournot ve Arz Fonksiyonu Dengelerinin Sıralaması

Çalışma, farklılaşmış mallar içeren düopolistik bir piyasada beklenen tüketici artığının arz fonksiyonu rekabeti altında, ürünlerin ikame, tamamlayıcı ya da bağımsız mallar olmasıyla ilişkisiz olarak, her zaman miktar rekabeti altındaki seviyesinden daha yüksek olacağını göstermektedir. Çalışma ayrıca, nümerik bilgisayar simülasyonları yardımı ile, ürünlerin tamamlayıcı ya da bağımsız mallar olmaları ya da aşırı derecede düşük bir ikame derecesine sahip olmaları halinde, arz fonksiyonu rekabetinin (üretici ve tüketici refahları göz önüne alındığında) refah mukayesesi bakımından miktar rekabetine her zaman üstün olacağına işaret etmektedir.

 

Özel Bilgi Altında Stackelberg ve Cournot Oyunlarının Karşılaştırılması

Bu makalede firmaların talep üzerine özel bilgileri varken, n tane firmanın aynı anda üretimlerini seçtikleri Cournot modeli ile n tane firmanın art arda üretimlerini seçtikleri Stackelberg modelini karşılaştırılmıştır.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Bahar Çelikkol Erbaş
  • Dr. Öğr. Üyesi Eray Cumbul
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
İlgili Dersler
  • İKT 395
  • İKT 424
  • İKT 514

Makroekonomi

Makroekonomi

Makroekonomi ekonomiyi bütün olarak ele alan ekonomi alt dalıdır. Ekonomik büyüme, enflasyon, toplam sanayi üretimi gibi bir ülkenin veya bölgenin toplam ekonomik faaliyetlerine ilişkin konuları inceler. Makroekonomik modeller devlet kurumları, politika yapıcılar, finans kurumları, uluslararası kuruluşlar ve firmalar tarafından ekonomi hakkında bütüncül analizler yapabilmek için kullanılmaktadır.

 

İlgili Yayınlar:

Krizler ve Kendi Kendine Doğrulayan Beklentiler: 1994 ve 2000-2001 Türkiye Deneyimi

Çalışma, Türkiye’deki 1994 ve 2001 kur krizlerinin oluşumlarında iktisadi temeller dışında kendi kendini doğrulayan piyasa beklentilerinin de önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Parasal büyüklükler, ticari denge, dış borç ve kamu borcu da kriz oluşumunda diğer önemli etkenler olarak öne çıkmaktadır.

 

Amerikan Hisse Senedi Piyasalarının Geleneksel Olmayan Para Politikalarına Gösterdikleri Tepki

Amerikan Merkez Bankası (FED) 2008-2009 küresel finansal krizini takiben politika faizlerini sıfır düzeyine indirmiş, bunun da ötesinde ikinci el piyasalardan büyük ölçekli hazine tahvil alımı yaparak ekonomiye para enjekte etmeye çalışmıştır. Çalışmamızda bu politikaların hisse senedi piyasasına etkisi kriz öncesi dönemdeki para politikasına göre yedi kat fazla olduğu bulunmuştur. Buna göre kriz öncesi dönemde FED’in yaptığı bir faiz değişikliği finansal piyasaları hisse senedi ve devlet tahvili piyasasında alım-satım yapmaya teşvik ederken, kriz sonrası dönemde FED’in yaptığı büyük ölçekli hazine tahvil alımları finansal piyasaları ellerindeki hazine tahvillerini FED’e satmaya yöneltmiş, bu durumda finansal piyasalar likiditelerini tahvil piyasasından hisse senedi piyasasına yönlendirmiştir.

 

Turkey’s distressing dance with capital flows

2001 krizinin akabinde Türkiye makroekonomik ve finansal istikrarın sağlanması için çeşitli tedbiler almış, bu tedbiler ve uluslararası finansal koşullardaki iyileşmeyi takiben ülke yüksek bir kişi başı büyüme oranını yakalayabilmiştir. Diğer yandan bu büyüme oranı sürdürülebilir olmamış, 2008-2013 yılları arasında dalgalı ve düşük bir seyir izlemiştir. Çalışmada bu durumun sebepleri ve ekonomik dalgalanmaları azaltabilecek ekonomi politikaları tartışılmıştır.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Ozan Ekşi
  • Doç. Dr. Talha Yalta
  • Dr. Öğr. Üyesi Ünay Tamgaç Tezcan
  • Prof. Dr. Bedri Kamil Onur Taş
  • Prof. Dr. Salih Fatih Özatay
  • Prof. Dr. Serdar Sayan
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
  • Öğr. Gör. N. Süreyya Serdengeçti
İlgili Dersler
  • İKT 233
  • İKT 234
  • İKT 332
  • İKT 335
  • İKT 411
  • İKT 427
  • İKT 434
  • İKT 435
  • İKT 438
  • İKT 441
  • İKT 442
  • İKT 496
  • İKT 531
  • İKT 532
  • İKT 533
  • İKT 582
  • İKT 603

Parasal İktisat

Parasal İktisat

Parasal iktisat, parasal büyüklükleri etkileyebilen kurumların ve politikanın emtia fiyatları, ücretler, faiz oranları, istihdam miktarları, tüketim ve üretim gibi ekonomik değişkenler üzerindeki etkileriyle ilgilidir. Kapsanan başlıca konular şunlardır: para talebi, para arzı, finansal krizler, merkez bankası ve bankacılık sistemi, para politikası araç ve amaçları, faiz oranlarının vade ve risk yapıları.

 

İlgili Yayınlar:

International Monetary Policy Coordination through Communication: Chasing the Loch Ness Monster

Merkez bankaları politika kararlarını alırken diğer ülke merkez bankaları ile iletişim halinde bulunmaktadırlar. Bu çalışma istatistiksel yöntemler kullanarak merkez bankaları arasındaki iletişimin boyutlarını değerlendirmektedir.

 

International Monetary Coordination and the Financial Crisis: A Network Analysis

Çalışmada para politikası eylemlerinin birbirine bağımlılığını ve çeşitli merkez bankaları arasındaki etkileşimin zaman içinde nasıl değiştiği araştırılmaktadır. Bunlar İngiltere Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası ve Federal Merkez Bankasıdır. Ağ yapısının farklı zaman dilimlerinde yapımı, 2008 mali krizinin etkisini incelemeye izin vermektedir.

 

Parasal İktisat - Kuram ve Politika, Fatih Özatay, Efil Yayınevi Yayınları

 

Yeni Keynezyen Modellerde İçsel Kâr Marjı Değişimlerinin Fiyat-Çıktı İkilemi ve Toplumsal Refah Etkileri

Merkez bankalarının ülkedeki bir arz şokunu takiben karşılaştığı fiyat-çıktı ikilemi (ya fiyatları, ya da üretimi istenen düzeye çekebilme ikilemi) standart yeni Keynezyen bir model merkez tarafından açıklanamamaktadır. Çalışmamızda bu tip bir model Kimball (1995) çalışmasının ele aldığı içsel (endojen) kâr marjı modellemesiyle geliştirilmiştir.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Ozan Ekşi
  • Prof. Dr. Bedri Kamil Onur Taş
  • Prof. Dr. Salih Fatih Özatay
  • Prof. Dr. Serdar Sayan
  • Öğr. Gör. N. Süreyya Serdengeçti
İlgili Dersler
  • İKT 335
  • İKT 435
  • İKT 533

Finans ve Finansal İktisat

Finans ve Finansal İktisat

Finansal piyasalar, yatırım fonlarını fazla olanlardan yatırım ihtiyacı olan alanlara para transferine hizmet etmektedir. Bu tür transferler yoluyla, finansal piyasalar ekonomik verimliliği arttırmaktadır. Fonların en verimli kullanımlarına tahsis edilmesine ve tüketicilerin daha zamanlı tüketim yapmalarına imkan vermektedir.

 

İlgili Yayınlar:

Wash Trades as a Stock Market Manipulation Tool

Hisse senedi piyasalarında fiyatların yapay olarak değiştirilmesine sebep olan manipülasyon yöntemleri istatistiksel yöntemler kullanılarak incelenmektedir. Manipülasyonun hisse senedi fiyatları üzerine etkileri değerlendirilmektedir.

 

Finansal Krizler ve Türkiye, Fatih Özatay, Doğan Kitap Yayınları

 

Gelişmekte Olan Ülkelerde Sabit Kur Rejimlerinin Sürekliliği

Gelişmekte olan ülkelerde uygulanan sabit kur rejimleri bazen çok kısa ömürlü olurken, rejimlerin neden bazen uzun sürebildiği iktisat politikası açısından önemli bir sorudur. Bu sorudan hareketle çalışmada gelişmekte olan ülkelerdeki sabit kur rejimlerinin sürekliliğini etkileyen ekonomik, sosyal ve politik faktörler sorgulanmaktadır.

 

Sterilize Olmayan Döviz Müdahalelerinin Spot Döviz Kuru Üzerindeki Ters Etkileri

Merkez Bankası, anlık (spot) işlem yapılan bir döviz piyasasına müdahale ederek döviz kurunu düşürmeye çalışacak olursa döviz kurunun bilakis daha da yükselmesine yol açabilir mi? Çalışma bu soruya “evet” cevabı verilebileceğini kuramsal bir model aracılığı ile göstermektedir.  Merkez Bankası’nın müdahalesinin olmadığı bir durumda döviz satmayı karlı görebilecek bazı stratejik yatırımcılar, Merkez Bankası’nın döviz bozdurmasıyla dövizin çok büyük oranda düşeceğini hesap edecek olursa, bu yatırımcılar döviz satmaktan vazgeçip döviz almaya karar verebilirler ki bu durum döviz kurunun Merkez Bankası’nın müdahalesine rağmen, hatta bizzat bu müdahalenin istemeden tetiklemesi sonucu, daha da yükselmesine sebep olabilir.

Araştırmacılar
  • Dr. Öğr. Üyesi Ünay Tamgaç Tezcan
  • Prof. Dr. Bedri Kamil Onur Taş
  • Prof. Dr. Salih Fatih Özatay
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
  • Öğr. Gör. N. Süreyya Serdengeçti
İlgili Dersler
  • İKT 121
  • İKT 335
  • İKT 338
  • İKT 427
  • İKT 428
  • İKT 437

Uluslararası İktisat ve Uluslararası Ticaret

Uluslararası İktisat ve Uluslararası Ticaret

Uluslararası iktisat alanı, hem uluslararası finansal işlemleri hem de mal ve hizmetlerde uluslararası ticareti kapsar. Uluslararası ticaret teorisi, uluslar arasındaki ticaretle ve daha geniş olarak uluslar arasındaki ekonomik ilişkilerin tüm yönleriyle ilgili olan ekonomik teori dalıdır.

 

İlgili Yayınlar:

Türk ve Alman Ekonomilerindeki İş Çevrimlerinin Almanya'dan Türkiye'ye Transfer Edilen Işçi Gelirleri Üzerindeki Etkileri: Ekonometrik Analiz

Uluslararasi göç sonucu ortaya çikan para hareketleri olarak işçi gelirleri, göçmen işçilerin geride kalan yakinlarina destek olmak ya da yatirim amaciyla anavatanlarina gönderdikleri tasarruflardir. Bu çalişmada, Almanya'dan Türkiye'ye akan işçi gelirlerindeki kisa-dönemli dalgalanmaların, Türkiye’deki ekonomik dalgalanmalar ile ayni yönde hareket ettiği ve Türkiye’daki dalgalanmaların bu ilişkide öncü değişken olduğuna işaret etmektedir. Diğer taraftan, işçi gelirleri çevriminin Almanya ekonomisindeki dalgalanmalara duyarli olmadiği görülmüştür. Bu sonuçlar işiğinda, Almanya'dan Türkiye'ye gelen işçi gelirlerinin ağirlikli olarak yatirim amaçli olduğu, Almanya'daki işçilerin tasarruflarini Türkiye'ye kazanç elde etmek amaciyla aktardiği sonucuna varilmiştir.

 

Ülkeler arasındaki ticaret hacminin ekonomik krizlerin yayılması üzerine etkileri: Ağ Analizi

Ekonomik ilişkilerin küreselleşmesi sonucunda bir ülkede yaşanan ekonomik krizin küresel etkileri olabilmektedir. Bu çalışma ağ analizi ve alt grup belirleme yöntemlerini kullanarak ülkeler arasındaki ticaret hacmindeki büyüklüklerin krizlerin yayılma hızına yaptıkları etkileri değerledirmektedir.

 

Does Financial Liberalization Decrease Capital Flight? A Panel Causality Analysis

Finansal liberalizasyonun, özel sektörün kayıt-dışı yabancı varlık birikimini ölçen sermaye kaçışının büyüklüğünü etkileyip etkilemediğini araştırmak için bir panel nedensellik yaklaşımı uyguluyoruz. 1980 ve 2004 arası dönem için 21 yükselen piyasa ekonomisinden alınan verilerimiz nedensel bir ilişkiye yönelik anlamlı kanıt göstermiyor. Ancak, sermaye kaçışının gecikmeli değerleri sermaye kaçışının cari düzeyini artırarak, kendi kendini güçlendirme özelliğini gösteriyor.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Talha Yalta
  • Dr. Öğr. Üyesi Ünay Tamgaç Tezcan
  • Prof. Dr. Salih Fatih Özatay
  • Prof. Dr. Serdar Sayan
İlgili Dersler
  • İKT 234
  • İKT 311
  • İKT 332

Kamu Ekonomisi, Vergilendirme ve Kamu Harcamaları

Kamu Ekonomisi, Vergilendirme ve Kamu Harcamaları

Kamu ekonomisi, kamu politikalarının verimliliğini, kamu kaynaklarının en ekonomik biçimde kullanılmasını araştırır.

 

İlgili Projeler:

Sovereign risk, public debt, dollarization, and the output effects of fiscal austerity

Çalışmada maliye politikasının üretim etkisi üzerindeki etkisi farklı büyüklükteki dış şoklar ve farklı kamu borcu döviz kompozisyonu altında incelenektedir.

 

Optimal bidder participation in public procurement auctions

Bu çalışma kamu satın alımlarında en düşük rakamı elde etmek için gerekli olan minimum teklif sayısını ampirik olarak araştırmaktadır.

 

İşletmeci/Menajer Kontrolünde Olan ve Maliyetleri Bilinmeyen Bir Doğal Tekelin Regülasyonu

Bir malın sadece bir firma tarafından üretildiği, ekonomik sebeplerle (altyapı, başlangıç maliyetleri vb.) ikinci bir firmanın zarar etmeden üretim yapamayacağı, bir “doğal tekel” piyasası (mesela bir havayolu şirketi) düşünelim.  Doğal tekelin kar edebilmek için mal fiyatını maliyet rakamının üzerinde belirlemesi gerekmektedir.  Bu durum, tüketicilerin refahını en çoklamakla görevli olan ve ayrıca ülkedeki tüm kaynakların israf edilmeden kullanılmasını hedefleyen bir devlet için çözülmesi gereken bir problemdir. Böyle bir devletin düşünebileceği en az iki çözüm mevcuttur. Bir tanesi doğal tekel hakkını ihale ile satışa çıkarıp, elde edilecek geliri tüketicilerin yararına kullanmaktır. Devletin yapabileceği ikinci şey ise doğal tekelin fiyat ve miktarını düzenlemek, “regüle” etmektir. Literatürde, özel (gizli) maliyetlere sahip bir doğal tekelin sahibi tarafından kontrol edildiği bir durumda ortaya çıkan regülasyon problemine optimal bir çözüm sunulmaktadır.Başlıktaki çalışma, firmanın tamamen işletmeci tarafından kontrol edilmesi halinde regülasyon probleminin ve çözümünün ne şekilde değişebileceğini incelemektedir.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Bahar Çelikkol Erbaş
  • Dr. Öğr. Üyesi Eray Cumbul
  • Dr. Öğr. Üyesi Ethem Akyol
  • Prof. Dr. Bedri Kamil Onur Taş
  • Prof. Dr. Salih Fatih Özatay
  • Prof. Dr. İsmail Sağlam
İlgili Dersler
  • İKT 313
  • İKT 316
  • İKT 418
  • İKT 421
  • İKT 422
  • İKT 424
  • İKT 425
  • İKT 431
  • İKT 436
  • İKT 513

Sağlık, Eğitim ve Refah

Sağlık, Eğitim ve Refah

Beşeri sermaye ülkedeki bireylerin işgücü olarak bilgi, tecrübe ve yetenek birikimlerinin toplamını ifade eder.  Ülke düzeyindeki (makro) ve bireysel düzeydeki (mikro) fakirlik çıkmazından kurtulmanın yolu bireylerin beşeri sermaye birikimini destekleyerek üretkenliğin ve dolayısıyla gelir düzeyinin artmasıdır. Eğitim ve sağlık, beşeri sermayeyi ve işgücü üretkenliğini artırarak ekonomik büyümeyi destekler.   Sağlık ekonomisi, sağlık sektörüne ayrılan kaynakların en ekonomik (verimli, etkili, rasyonel) biçimde kullanılarak en yüksek ve adil düzeyde sağlık hizmeti üretmeyi amaçlar. Eğitim ekonomisi de benzer şekilde eğitimin mali yönleri, en önemlisi de eğitim süreçlerinin beşeri sermaye birikimine ve bu yolla bireyin kendisine ve ekonomik kalkınmaya etkisini inceler.

 

İlgili Yayınlar:

Kamunun Üniversitelere Verdiği Maddi Destekten Zengin Ailelerin Çocukları Daha Fazla mı Yararlanıyor?

Bu çalışmada Türkiye'de yüksek öğretime kamu tarafından aktarılan maddi desteğin, farklı sosyoekonomik altyapıları olan öğrenciler arasında nasıl dağıldığını araştırdık. Kullandığımız verilerde devlet üniversitelerine ayrılan kaynak tutarı ve 2002’de üniversite giriş sınavına katılmış olan öğrencilerin aileleri ile ilgili bilgiler vardı. Bu verilerden faydalanarak sınavda başarılı olan ve olamayan öğrencilerin ailevi özelliklerini karşılaştırdık. Benzer karşılaştırmayı ayrıca devlet üniversitelerine ve vakıf üniversitelerine giren öğrenciler için yaptık.

 

Ekonomik Krizlerin Çocuk Sağlığı Üzerine Etkisi

Doğum kilosunun çocukların bedensel ve zihinsel gelişmesi üzerinde etkili olduğu ve dolayısıyla gelecekteki okul başarısı ve istihdam olanakları üzerinde etkili olduğu literatürde kanıtlanmış durumdadır. Ekonomik krizler, anneler üzerinde yarattıkları sosyo-ekonomik stres sebebiyle, gelirdeki azalmadan kaynaklı yetersiz beslenme nedeniyle veya yine gelirdeki azalma dolayısıyla hamilelik dönemi sağlık harcamalarından kesilmesiyle bebeklerin doğum kiloları üzerinde negatif yönde etkili olabilmektedir. Çalışmamızda Türkiye’deki 2001 ve 2008 krizlerinin bebek doğum kiloları üzerine etkisini incelenmiştir.

 

Göçmenlerin Uyumu: Almanya ve Danimarka’da Yaşayan Türklerin Yoksulluk Oranı Yerel Nüfustaki Yoksulluk Oranına Yakınsıyor mu?

Bu çalışmanın konusu, Danimarka ve Almanya'da yaşayan Türk göçmenlerin bu ülkelerdeki yerel nüfuslara göre yoksulluk istatistikleri açısından ne derece farklı olduğu ve zaman içinde göçmenlerle yerel nüfus arasında yoksulluk açısından herhangi bir yakınlaşmanın oluşup oluşmadığı incelenmektedir. Esping‐Andersen'in sınıflamasına göre, Danimarka sosyal‐demokrat bir refah rejimine sahipken, Almanya ise korporatist yapıya sahiptir. Bu iki ülke ayrıca işgücü piyasası yapısı ve kurumları açısından da farklılık göstermektedir. Bu çalışmanın bir amacı, bu yapısal farklılığın aynı kökene sahip göçmen gruplarında farklı etkilerinin olup olmadığını incelemektir.

 

Yaşam Memnuniyeti ve Uluslararası Karşılaştırma Grupları

Çeşitli çalışmalar toplumdaki zengin bireylerin diğer bireylere göre daha yüksek yaşam memnuniyetlerine sahip olduklarını, buna karşın ülkelerin zamanla zenginleşmelerine rağmen ortalama yaşam memnuniyetlerinin artmadığını göstermektedir. Bu bulguları açıklayan bir teoriye göre bireyler kendi gelirlerini başkalarınınki ile kıyaslamaktadır. Bu durumda zengin bireyler daha yüksek yaşam memnuniyetine sahip olabilecek, ama ülke büyürken herkesin geliri artacağı için ülkedeki ortalama yaşam memnuniyeti değişmeyecektir.

Gelir ve yaşam memnuniyeti arasındaki bir bulgu ise görece zengin ülkelerin diğerlerinden daha yüksek yaşam memnuniyetine sahip olmasıdır. Ülkelerin zenginleştikçe yaşam memnuniyetlerinin artmadığı göz önüne alındığında, görece zengin ülkelerin diğerlerinden daha yüksek yaşam memnuniyetine sahip olması çalışmamızda çelişkili bir durum olarak değerlendirilmiştir. Bu durumu açıklamak için çalışmamızda karşılaştırma grupları fikri ülke boyutuna genişletilmiştir. Çalışmamızın sonuçlarına göre bir ülkedeki ortalama yaşam memnuniyeti, bu ülkenin küresel gelir dağılımındaki yerinden etkilenebilmektedir.

 

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Ozan Ekşi
  • Dr. Öğr. Belgi Turan
  • Dr. Öğr. Üyesi Ünay Tamgaç Tezcan
  • Prof. Dr. Nur Asena Caner
İlgili Dersler
  • İKT 417
  • İKT 515

İşgücü Ekonomisi

İşgücü Ekonomisi

Çalışma ekonomisi olarak da adlandırılan işgücü ekonomisi, işgücüne olan arz ve işgücü talebinin belirleyicilerini, arz ve talep dengesi neticesinde ortaya çıkan işsizlik, istihdam ve ücret dinamiklerini, bireylerin kariyer seçimleri ve buna yönelik beşeri sermaye yatırımlarını, nitelik uyuşmazlığını, işveren-çalışan ilişkilerini ve işyerinde ayrımcılığın nedenleri ile etkilerini inceleyen bir alandır. Son yıllarda dünyada yaşanan göç krizleri nedeniyle göç hareketlerinin işgücü piyasalarına etkisi çalışma ekonomisi altında sıklıkla çalışılmaya başlanan konular arasındadır. Bu alanda son yıllarda önem kazanan diğer bir araştırma konusu da kadın istihdamı ve kadınların işgücüne katılımıdır.

 

İlgili Yayınlar:

İstihdam Teşviklerinin Kadın İstihdamı Üzerine Etkileri

İstihdam teşvikleri işsizliği düşürmek ve/veya dezavantajlı grupların işgücüne katılımını arttırmak amacıyla devlet tarafından uygulanan istihdam politikalarından biridir. Bu kapsamda, 2008 finansal krizinden sonra Türkiye’de ekonomiyi canlandırmak için uygulanan programlardan biri olan istihdam teşviki, kadın ve genç erkeklerin işe alınması koşuluyla sigorta primlerinin asgari ücrete denk gelen kısımlarının devlet tarafından ödenmesi esasına dayanmaktadır. Çalışmamızda bu istihdam programının kadın işgücü piyasasına üzerine olan etkileri incelenmiştir.

 

Erken Emeklilik Teşviklerinden Faydalanma Oranlarındaki Cinsiyet Farklılıkları: Türkiye’den Kanıt

Türkiye’de emeklilik yaşı 1992 tarihli ve 3774 sayılı Kanun kapsamında erkekler için belli koşullar altında 44’e, kadınlar için ise 38’e kadar indirilmiştir. Ayrıca Türkiye kadınların işgücüne katılımının oldukça düşük olduğu ve dolayısıyla beşeri sermayenin atıl değerlendirildiği bir ülkedir. Bu çalışma 1992 yılındaki Erken Emeklilik Reformunun erkek işgücünü etkilemediğini ancak kadınların işgücüne katılımını ve çalıştıkları ortalama saat miktarını azaltarak Türkiye’deki işgücü piyasasındaki cinsiyet farklılıklarının artmasına yol açtığını göstermektedir.        

 

Emek Gelirlerinin Ve Eşitsizliğinin Türkiye İçin Bir Analizi: 2002-2011

Bu çalışmada Türkiye’de saatlik ücret ve yıllık emek gelirindeki değişimler ve bu değişimlerin bireyler arasında meydana getirdiği eşitsizlikler 2002-2011 dönemi için yıllık veri kullanılarak ortaya konulmuştur.

Araştırmacılar
  • Dr. Öğr. Üyesi Belgi Turan
  • Dr. Öğr. Üyesi Güneş A. Aşık
  • Prof. Dr. Nur Asena Caner
  • Prof. Dr. Serdar Sayan
İlgili Dersler
  • İKT 315
  • İKT 316

Ekonomik Kalkınma ve Büyüme

Ekonomik Kalkınma ve Büyüme

Ekonomik kalkınma, bir toplumun hayat seviyesini yükseltmesine, ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan, ayrıca sağlık ve eğitim bakımından ilerlemesine denir. Kalkınma ile birlikte ekonomideki sayısal gelişme yanında sosyal ve siyasal kurumların yapısal olarak değişmesi ve gelişmesi söz konusu olur. Bir toplumda yoksulluk ve eşitsizlik seviyesinin ölçümü, bunların zaman içerisinde değişimi, değişimin nedenleri gibi konular da kalkınma ekonomisi başlığı altında ele alınabilir. Ekonomik büyüme ise ülkedeki gelir ve üretim artışının sayısal bir ölçüsüdür.

 

İlgili Yayınlar:

Beklenen Yaşam Süresi ve Kalkınma Göstergeleri

Yaşam beklentisi ve ekonomik kalkınma göstergeleri arasında arasında çift yönlü bir ilişki olması, nedensel bir çıkarsama yapılmasını zorlaştırmaktadır. Uzun yaşayan ülkeler mi daha çok gelişmektedir yoksa kalkınmış ülkelerdeki sağlık alanındaki yüksek kişi başı harcamalar mı yaşam beklentisini uzatmaktadır? Çalışmamızda yaşam beklentisinde (çocuk ölüm oranlarında veya yetişkin ölüm oranlarında) meydana gelen egzojen değişiklikler kullanılarak yaşam süresinin kalkınma için önemi araştırılmıştır.

 

Türkiye’de Uzun Dönemli Bölgesel Gelir ve Kalkınma Farklılıklarının Ölçülmesi ve Açıklanması, 1880-2010

Bölgeler arası gelir ve kalkınma farklarının sürekliliği, Türkiye’de hem daha eşit gelir dağılımının hem de daha hızlı iktisadi büyüme ve kalkınmanın önündeki en önemli engellerden biri olarak görülmektedir. Konunun önemine rağmen, Türkiye’de bölgesel gelir eşitsizlikleri ile ilgili literatür ve tarihsel veriler derece son kısıtlıdır. Ayrıca, 1980 öncesi için güvenilir veri bulunmamaktadır. Bu çalışma, bölge bazında uzun dönemli istatistiki veriler derleyerek Türkiye için bölgesel milli gelir tahminleri geliştirmeyi, bölgeler arası gelir farklılıklarını ölçmeyi ve bu farklılıklara yönelik açıklayıcı modeller geliştirmeyi amaçlamaktadır. 

Türkiye’de Nüfus Hareketlerinin Bölgesel Gelir ve Kalkınma Farklılıkları Üzerine Etkisi

Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında çok büyük göç hareketlerine maruz kalmış ve 1913-1924 arasında ülke sınırlarında ve nüfusun etnik yapısında büyük değişiklikler yaşamıştır. Bir yandan Balkanlar ve Kafkaslardan yoğun Müslüman nüfus göçleri yaşanırken diğer taraftan 1915 yılındaki Ermeni Tehciri ve 1923 yılındaki Yunanistan-Türkiye Nüfus Mübadelesi neticesinde Hristiyan azınlık nüfusunu kaybetmiştir. Tarihsel kaynaklar kaybedilen nüfusun, ülkeye göç eden nüfusa oranla daha fazla zanaatkar ve hizmet sektörü çalışanı içerdiğini önermektedir. Bu çalışmamızda büyük çaplı göç hareketlerinin bölgesel tarım, sanayi başta olmak üzere üretim yapısı ve beşeri sermaye birikimi üzerine etkileri incelenmektedir.

Araştırmacılar
  • Doç. Dr. Bahar Çelikkol Erbaş
  • Dr. Öğr. Üyesi Belgi Turan
  • Dr. Öğr. Üyesi Güneş A. Aşık
  • Prof. Dr. Nur Asena Caner
  • Prof. Dr. Serdar Sayan
İlgili Dersler
  • İKT 411
  • İKT 418
  • İKT 421
  • İKT 422
  • İKT 424
  • İKT 438
  • İKT 518
  • İKT 519
  • İKT 532
Radyo ETÜ
ŞİMDİ ÇALIYOR